John Dewey ve Köy Enstitüleri
John Dewey adını pek çok kişi duymamış olabilir. Normaldir. Çünkü o bir siyasetçi, sporcu, sanatçı değil. Dewey, 1859-1952 yılları arasında yaşamış bir felsefeci. Hatta onun için 20.yüzyılın ilk yarısının en büyük felsefecisi diyorlar. Dewey’in felsefeciliği kadar eğitimciliği de önemli. Bu yazıda onun bu yönüne değinilecektir. 20 Ekim 1859’da doğan John Dewey, o zamanlarda hâkim olan görüşleri yıkarak eğitim üzerine ilginç şeyler söyledi. Temel görüşü şuydu: Demokratik eğitimde okullar, farklı etnik kökene, dine, ekonomik gelir düzeyine sahip bireyler arasında herhangi bir ayrım yapmaksızın fırsat ve imkân eşitliğine dayalı bir yapıya sahip olmalıdır. Bunun için eğitim demokratik olmalıdır. Dewey’in eğitime ilgili diğer görüşlerini şöyle özetleyebiliriz: Okul, sosyal bir kurumdur. Okul demek, küçük bir toplum demektir. Okul, toplumun geleceğinin teminatıdır. Okullarda demokrasinin yaşanmasına ve yaşatılmasına önayak olunmalıdır. Öğrenmek, yaparak ve yaşayarak yapılır. Okul, canlı ve heyecan verici bir yer olmalıdır. Çocuklar orada, evlerinde, oyun yerlerinde olduğu gibi heyecan duyarak yaşayabilmelidir. Eğitim yerleri, bireylerin gerçek hayatta kullanabilecekleri bilgilerin öğretildiği bir kurum olmalıdır. Eğitimin hedefi, çocuğun her yönü ile gelişmesidir. Eğitim süreci, çocuğun ilgi alanlarını dikkate almalı, bunlar üzerine kurulmalıdır. Öğretmen, öğrencilerle birlikte çalışan bir rehber olmalıdır. Vekillere göre değişen bir eğitim sistemi olmamalıdır. Eğitim görmüş olanlar, çevredekilerine bir şeyler öğretebilenlerdir. John Dewey’in bu görüşleri Atatürk’ün ve zamanın Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar’ın dikkatini çekti. Kendisi 1924’te Türkiye’ye davet edildi. Burada İstanbul, Ankara ve Bursa’da incelemeler, gözlemler yaptı. 30 sayfalık bir rapor hazırladı. Bu rapor, eğitim sistemimizin hazırlanmasında dikkate alındı. John Dewey şöyle diyordu bizim için: “İlk ve pek mühim nokta, Türkiye mekteplerinin gaye ve hedeflerini tespit etmektir. Çocukların hayattaki ihtiyaçlarına uyum sağlayacak programlar ve öğretim yöntemleri geliştirilmelidir.” Dewey’in görüşleri, Köy Enstitülerinin kuruluş mantığını ve dayanağını oluşturdu. 1945’te tekrar Türkiye’ye gelen ünlü eğitimci bu kez de şöyle dedi: “Benim düşlediğim okullar, Türkiye’de Köy Enstitüleri olarak kurulmuştur. Tüm dünyanın bu okulları görüp eğitim sistemini Türklerin kurduğu bu okulları göz önünde bulundurarak yeniden yapılandırması isabet olacaktır.” Biz, Dewey’in hayranlık duyduğu, tüm dünyaya tavsiye ettiği bu okulları, bir daha açılmamak üzere kapattık. Sık sık eğitim sistemimizi değiştirdik. Çocukların ilgi alanlarını değil, politikacıların ilgi alanlarını dikkate aldık. Yaşam için gerekli olan bilgileri bir kenara bıraktık. John Dewey bugün yaşasaydı ve yeniden yurdumuza gelseydi acaba ne derdi?